Anasayfa > Tarihi Bilgiler > Vezir Kimdir ?

Vezir Kimdir ?

Osmanlı Devleti , Tarih , İnkılap , Türkiye Cumhuriyeti

Vezir Kimdir ?

Vezirler atanırken , Sadrazam ve Padişah huzuruna girişlerinde Teşrifat-ı Kadime kuralları uygulanırdı.Vezirliğe ilk atananlar Padişahın yanına Arz’a girdiğinde “hassü’l-has” denilen sade ,gösterişsiz bir hil’at giydirilir , kürk giydirilmezdi.(Vezir Kimdir ?)

Bir vezir hakkında “halka zulüm” yaptığından dolayı şikayet olmuşsa ya da başarısız iseler kendisinden önce unvanı kaldırılır , vezaret alameti olan tuğ ve sancağı ile beraber görevden alınırdı.

Ancak vezirler halka yaptıkları zulüm sebebiyle gerekli görülüyorsa bir hey’et huzurunda yargılanır ve ceza da görürlerdi.Bu bağlamda bazen rütbeleri tenzil edilip , taşrada hizmetin ilk rütbesi olan “kapıcıbaşılık” ile belli bir yere sürgün edilirlerdi.Eğer haklarında idam cezası verilirse kendilerine saygı gösterilir ,hakaret edilemezdi.

Devletin ilk dönemlerinde en üst düzey görevlisi olarak tek bir vezir vardı.Zamanla vezir sayısı arttı.Kanuni Sultan Süleyman döneminde Divan-ı Hümayun’da vezir-i azamdan başka ikinci vezir,üçüncü vezir olarak sıralanan yedi vezir görevli bulunuyordu.

Vezir-i azam Padişahla beraber ya da serasker olarak onun yerine sefere çıktığı zamanlarda vezir-i sani “sadaret kaymakamı” sıfatiyle kubbealtı’nda kalıyor , diğer vezirler genellikle harbe katılıyorlardı.Sonraları Sadrazam’ın “serdar-ı ekrem” olarak çıkmadığı seferlere vezir-isani unvanıyla yönetiyordu.

Divan-ı Hümayun’da gerekli görülen hallerde , Sadrazam’ın izniyle Kubbe vezirleri tuğra çekerek Nişancı’ya yardım ederlerdi.Dolayısıyla Kubbe veziri olarak fermanı çıkanların “tuğra” meşk eylemeleri de gerekiyordu.Bununla beraber On sekizinci yüzyılın başlarında Divan-ı Hümayun’un hemen bütün işleri Paşakapısı’nda görülmeğe başlanmış olduğundan Kubbe vezirleri’nin sayıları başlangıçtaki gibi sembolik olarak bire inmiş ve yüzyılın ikinci çeyreği başladıktan sonra Kubbe veziri atanmamıştır.

Vezirlik başlangıçta eyaletleri yöneten beylerbeyiler arasında çok başarılı olanlara verilmekteydi.Bu da zamanla kubbenişin vezirlerin sayılarını arttırdı.Dolayısıyla sayıyı azaltmak için yönetici olarak Merkezden Kubbe veziri gönderilmeye başlandı.

Hudud eyaletlerine gönderilen vezirlere bazen tuğrası çekilmiş boş “ahkam” kağıtları veya vezirlerin kendisine fermanla tuğra çekme yetkisi verilerek işlerin gecikmeden çözülmesi istenirdi.Ancak vezirler Payitahta dönüşlerinde kullandıkları bu yetkinin hesabını Sadrazam’a vermek zorundaydılar.Bununla beraber özellikle dış vezirlerin sayıları çoğaldığından bu uygulamanın denetimi de iyice zorlaştı.Bundan dolayı da vezirlerin Padişah adına ferman yazmak yetkileri kaldırıldı.

Ancak daha sonra Divan-ı Hümayun dışında da “vezir payesi”yle yöneticiler tayin edildi.Hatta kaptan paşa , defterdar ve nişancı gibi erkan’a da vezirlik payesi verildi.Böylece bir yandan vezir sayısı iyice artarken , diğer taraftan da başlangıçta rütbe olan Kubbe vezirliği mansıb’a dönüşmüş ve hariç vezirlikler ise bir paye haline getirilmiş oldu.Başka bir deyişle vezirlik bazen rütbe,bazen mansıb ve bazen de kıdem ,başarı gibi özellikleri dikkate alınan bir şahsa tahsis olunmuş paye olarak gözüküyor.

Vezirlerin yılda ortalama bir buçuk milyon akçe mertebesinde geliri olan “havass-ı vüzera” denilen hasları vardır.Bu haslar görevle bağlıdır.Görevden ayrılanların hasları ellerinden alınır.Çağdaş deyimlerle “maaş” niteliğinde olduklarından toprağa bağlı hasların gelirleri ile birlikte başka gelirleri de kapsar.

Onsekizinci yüzyıla kadar emekli edilen vezirlere hizmetlerinin karşılığı olarak kendilerine tahsis olunan hasların gelirleri verilirdi.Haslar bazen değişik yerlerde olurdu.Bu gelirleri Fatih Sultan Mehmed Kanunnamesi’nde yıllık bir milyon ile bir milyon iki yüz bin akçe arasında olarak belirlenmiş ise de daha sonraki yüzyıllarda değişen para rayicine göre artırılmıştır.Bu gelir hass’ın arazisinden ekde edilen yıllık hasılatın öşrü ve toplanması gereken vergilerdir.Ancak tımar usulünün gereği olarak vezir ,hassın her beş bin akçesi için sefere bir cebeli asker götürmeğe mecburdu.Daha sonraları vezirlere has tahsis etmek yerine , atandıkları eyalette sulh zamanlarında “imdadiyye-i hazariyye” denilen bir vergi geliri tahsıs edilmiştir.

Nitekim on sekizinci yüzyılda vezirlerin dirlikleri kaldırılarak kendilerine “ber vech-i muhasıllık” adıyla yerel gelirlerden tahsisat bağlandı.Bazı vilayetlerdeki vezirlerde muhassıllık yetkisi bulunduğundan Hazine’ye ait gelirlerin iltizamını aldılar.Hazine’ye ait varidatı ödedikten sonra eyaletteki bütün öşür ve resimleri iltizama verip Hazine’nin hakkını çıkardıktan sonra kendisine de önemli miktarda para kalırdı.

Gerek yaşı açısından gerekse idari ve askeri yetersizliği sebebiyle işi yaramıyacak durumda olan veya gazaba uğrayan vezir emekli edilirdi.Ancak vezirlerin 6 yük akçe ile “tekaüt” edilmeleri konusu Kanunname’de yazılıdır.Kendisine belirli bir mahallin mukataasından aylık olarak belirli bir maaş ya da yıllık ortalama 60 bin akçe arpalık verilirdi.


Etiketler:
https://blogritma.com/tarihi-bilgiler/vezir-kimdir